Erzurumlu Ahmet Cem ERSEVER Kimdir?

You must be registered for see images attach
Askerlik hayatının ve ömrünün neredeyse yarısını Güneydoğu'da terörle mücadelede geçiren ve Türkiye'nin terörle mücadele konusunda belki de en tecrübeli ve bilgili komutanlarından biri olan, tam adıyla Ahmet Cem ERSEVER 1950 yılında Erzurum'da doğdu. Babası İzzet Ersever'in üsteğmen olmasından ilk öğrenimini Türk Yurdu'nun değişik yerlerinde tamamladı. JİTEM'in kurucularından olan binbaşı Ersever bir yıl Ankara'da Basın Yayın Yüksekokulu'nda okumuş ve askerliğe 1969 yılında girip, 1972 yılında mezun olduğu Harp Okulu'ndan sonra başlamıştı. 1979lara gelene kadar birçok ilde kaçakçılık olaylarını soruşturmakla görevlendirilmiş, darbe döneminde ise Trabzon Of'ta yüzbaşı olarak göreve başlamıştı. Trabzon Of'ta iken beldeyi adeta demir yumruğuyla denetim altına almış ve komünüst gruplara çok ağır baskı kurmuştu.

12 Eylül darbesi sonrası Güneydoğu'da artan terör sorununa karşılık Jandarma içinde istihbarat birimi oluşturulmasının önderliğini üstlenerek Siirt'te JİTEM'in kurulmasının fikir babalığını yapmış ve yapılanmanın da başına geçmişti. O dönem teröristlere yaptığı temizlik nedeniyle "ACE" ve "Terminatör" lakaplarıyla anılmaya başlanmıştı.

Hanefi Avcı da onun bu dönemini;
84 yılının son günlerinde bir grup arkadaşımla tayinim Diyarbakır'a çıktı. Siirt İl Jandarma Alay Komutanlığı bölgesinde çalışan Cem Yüzbaşı tüm bölgeyi dolaşan, olup biten her şeyi kontrol eden, gözü pek ve kabına sığmayan sürekli koşturan biriydi. JİTEM'in kurulmasıyla birlikte Cem'in ve bazı subayların kurucuları arasında olduklarını duydum diyerek özetlemişti.

Bu dönemde operasyonlara birlikte çıktığı görev arkadaşlarından biri de kamuoyunda "Yeşil" kod adıyla tanınan Mahmut Yıldırım olmuştu. Oysa görev arkadaşını, "Sakallı'yı tüm Tunceli tanır. Kısa zamanda ünlendi. Yüzü fazla tanınınca bölgeyi hemen terk etti. Sakallı'nın gerçek adının ne olduğunu ben de bilmiyorum. Kimse de bilmez. Zaten böyle kod isim kullanan kişilerin isimleri bizde sorulmaz. Sakallı bana adının Ahmet Demir olduğunu söylemiştir. Belki gerçek adı budur. Ancak merak edip hiç sormadım bile. Herkes birbirini kod ismiyle tanır. Sakallı veya Elazığlı gibi...

Yıllarını Güneydoğu'da vatan uğruna harcayan Ersever'in bölge için hazırladığı rapor da oldukça çarpıcıydı. Raporunda kısaca politikacıların ucuz kahramanlığı, topraktan kopma, işsizlik, sanayisizlik, kültürsüzlük tam bir barut fıçısı olarak tarif edilebilir. Güvenlik kuvvetlerinin çaba sarfederek pkknın askeri faaliyetleri durduma mücadelesi, demokrasi ve insan hakları adına baltalanmış; basın ve politikacıların ucuz kahramanlık malzemesi haline getirilmiştir. Güneydoğu'yu tanıdığını zannedenlerin çözüm üretmeye hakları olmadıkları gibi, susmaları da vatandaşlık görevidir. Ben Güneydoğu'da görevliyken diye başlayıp, bulanık suda balık avlayanların ağalarla birlikte yedikleri kuzu çevirmeleri unutmaları, Cumhuriyet Tarihinde İsyanlar kitabını da rafa kaldırarak Vietnam, Küba ve Latin Amerika'daki çağın milli demokratik hareketlerini okumaları gerekir. 5 kg pirinç, 2 mekap, 3 önlük, 2 defter, 1 lolipopla propaganda çalışmaları Devlet ciddiyetiyle bağdaşmamaktadır yazıyordu.

Zaman içinde bölgeden Ankara'ya atanan Ersever 93 ilkbaharında ateşkes ilan eden apoya Devlet'in fazla yumuşak davrandığını söyleyerek Jandarma Komutanı Eşref Bitlis'in uçak kazasında suikaste uğrayıp şehit edilmesinin ardından 17 Mart 1993'te 30 arkadaşıyla birlikte görevinden istifa etti. Ersever ordudaki kirli ilişkileri açıklayacağını belirtip, "generallere uzanan silsile var" demiş, gerçeklerin perdelendiğini, bazı yetkililerin ve generallerin gerçekleri sakladığını ve kendisinin de bu çarkın içine çekildiğini söyleyip "beni de tamamen bu illegal çizgiye getidi bu adamlar, susturmak istiyorlar ama susmayacağım" diyerek adeta öldürülüceğini bildiği halde Yüce Türk Milleti'nin bekası için bu kirli odaklara meydan okumuştu. Aslında tam da bu noktada bir komutanıyla yaptığı telefon kaydı her şeyi adeta özetliyordu. Konuşmasında açık açık "benim korkum CIA komutanım Amerika'ya vurdururlar, başka kimseye değil, onlar beceremezler çünkü." diyerek gerçekleri haykırdığı için ordu ve siyasilerin içindeki ABD emrindeki çete tarafından CIA ajanlarına öldürtülebileceğini söylemişti.

İstifa mektubunda ise muaazzam çarpıcı detaylara değinerek pkk ve terör eylemleri ile olan mücadelede yapılan yanlışları bizzat söyleyemiştir. Mektubunda kısaca 92 yılında günü kurtarmak amacıyla bilgisizce yapılan Kuzey Irak Harekatı'nın Devleti açmaza soktuğunu pkkya siyasi kazanımlar getireceğini ve güçlenmesini sağlayacağını beyan ederek 1993 yılı Mart ayında Kıdemli Binbaşı rütbesinde Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Grup komutanlığı görevinden kendi isteğiyle ve bazı arkadaşlarıyla birlikte emekli olmuştur.

İstifasının sebebini açıklarken, Gerekçemiz şudur: Ben şahsen Türk Cumhuriyeti Devleti'nin pkk terör örgütüne ilişkin faaliyetlerinde bir stratejisi olmadığına inanıyorum. Ben Devlet'in belirli bir makamında, kademesinde olan bir kişi olarak Devlet'in üst kademelerine defalarca yazdım. Konumumuz üst kademelere çok çok yakındı. Düşüncelerimizin hemen hemen hepsini rahatça dile getirebiliyorduk. Ayrılmamın nedeni şudur:
1. Türkiye Cumhuriyeti teorik bir yetmezlik içerisindedir.
2. pkk ile mücadede örgütlenme yetersizliği içerisindedir.
3. Bir Kürt realitesinden bahsedilir ama bu realiteden ne anlaşıldığı açıklanmamıştır. Neler realite içindedir? Neler dışındadır? Bu açıklanmalıdır.

Ersever terörle mücadelede hâlâ eski mücadele konsepti gözetilerek etkili bir mücadele yapılmadığını defalarca söylemiştir. 84 yılında belirnen konsept ile 93 yılında mücadele tavrı son derece yanlıştır. Diğer devletler 2 yılda bir taktik strateji ve konseptlerini günceller iken bizim halen 84 yılının metotlarını uygulamamız apaçık hatadır diyordu.
"İktidarlar terör örgütlerinin birer koz olarak kullanırlar. Çünkü terörden arınmış bir toplumun yöneticileri, ekonomik politikaları ve refah anlayışında olacaktır. Bu yüzden terör örgütleriyle her alanda çetin bir savaş vermek yerine göstermelik ataklarla terör örgütlerinin saldırılarından siyasi rant elde ederler. Bu yüzden terör örgütleri onlar için halkın karnının açlığını unutturması sebebiyle sadece birer araçtır. Kısa sürede bitirilebileceği bilinen pkk olayı, bu nedenle bilinçli olarak yetkili makamlarda bulunan kişilerce sonuçlandırılmamaktadır."

Ahmet Cem ERSEVER​

Alparslan'ın bizlere hediye ettiği Şanlı Türk Yurdu'nda canını dişine takıp, kelle koltukta savaşan tüm vatanseverlere esenlik olsun!

Kaynakça​

 
Son düzenleme:
Üst