Yabancı Sözcüklerin Türk Dilindeki Karşılıkları 1. Bölüm

Arkadaşlar; yabancı sözcüklerin, Türkçe karşılıklarını kullanmaya özen gösterelim. Türkçemiz; çok değerli ve varlıklı bir dildir!..

Cevap = Yanıt ( Soru-Yanıt )
Fayda = Yarar
Muazzam = Olağanüstü
Şekil = Biçim
İzin = Onay
Fikir = Düşünce
Tecrübe = Deneyim
İhtiyaç = Gereksinim
Keşif-İcat = Buluş/Bulgu
Dikkat = Abay
Şüphe = Kuşku
Telaş-Endişe = Kaygı/Tedirgin
İhtimal = Olasılık
Tespit = Saptama/Belirleme
Analiz = İnceleme/Çözümleme
Tercih = Seçenek ( Benim seçimim )
Mülakat = Görüşme
Tavsiye/Teklif = Öneri
Detay = Ayrıntı
Rekabet = Çekişme
Zorlama/Empoze = Dayatma
Mobbing = Baskı
Medeni = Uygar
Medeniyet = Uygarlık
Örf-Adet = Gelenek-Görenek ( Töre )
Modern = Çağdaş
Mefkure/İdeal = Ülkü
Zafer = Utku/Başarı
Hakim = Egemen
Hakimiyet = Egemenlik
Harp = Savaş
Sulh = Barış
Millet = Ulus
Vatan = Yurt
Vatandaş = Yurttaş
Vatansever = Yurtsever
Cumhuriyet = Ulus Yönetimi
Edebiyat = Yazın
Gramer = Dil Bilgisi
Kelime = Sözcük
Cümle = Tümce
Lügat = Sözlük
İmla = Yazım
Üslup/Tarz = Biçem
Vezin = Ölçü
Kafiye = Uyak
Redif = Ek/Yineleme
Nesir = Düzyazı
Hikaye = Öykü
Destan = Koçak/ Erteği
Vezin = Ölçü
İsim = Ad
Zamir = Adıl
Sıfat = Ön ad
Zarf = Belirteç
Fiil = Eylem
Edat = İlgeç
İlave = Ek
Şahıs = Birey/Kişi
Basit = Kolay
Sade = Yalın/Duru
Ufak = Küçük
Tamamlayan = Tümleyen/Tümleç ( Dil Bilgisinde )
Tercüme = Çeviri
Tercüman = Çevirmen
Kıymet = Değer
Kıymetli = Değerli
Matbaa = Basımevi
İmkan = Olanak
İmkansız = Olanaksız
Tasfiye = Ayıklama/Temizleme
Kabiliyet = Yetenek
Affetmek = Bağışlamak
Keder = Üzüntü
Kader = Yazgı
His = Duygu
Hissetmek = Duyumsamak
Telaffuz = Söyleyiş
Karakter = Kişilik
Zeka = Anlak
Hayat = Yaşam
Hayati = Yaşamsal
Şuur = Bilinç
Hafıza = Bellek
Eczacı = Emçi
Doktor/Hekim = Sagun/Otacı
Acemi = Çaylak
Planet = Gezegen
Devir = Çağ
Asır = Yüzyıl
Saat = Sayaç
Defa = Kez ( Eski Türkçe Kezik'ten türeme = Dönüş demek )
Zaman = Süre (Sür sözcüğünden türeme )
Amir = Buyuran
Kazara = Bilmeden/Yanlışlıkla/İstemeden
İskan = Yerleşme
Enteresan = İlginç
Legal = Yasal
İllegal = Yasa dışı
Cimri = Eli sıkı
Destek = Yardım
Acil = İvedi/likle
İhmal = Boşlama/Görmezlik
Tamamen = Tümüyle/Bütünüyle
Hız = İvme
Yemin = Ant
Tatil = Dinlence
Mülakat = Görüşme
Anahtar = Açar
İrtifa = Yükselti
İmar = Bayındır
İnşaat = Yapı İşleri/Dikinti
Yeryüzü şekilleri = Yeryüzü biçimleri
Orijinal = Özgün
Elit = Seçkin
Taviz = Ödün
İta = Ödeme
Mübalağa = Abartı
Tasvir = Betimleme
Uçak pilotu = Uçman
Basit = Kolay
Ufak = Küçük
Asil = Soylu
Zengin = Varlıklı
Fakir = Yoksul
Zayıf = Güçsüz
Entelektüel = Aydın
Merhamet = Acıma
Anekdot = Kısa anlatı/Öykücük
Saha = Alan
İhtisas = Uzmanlık
Hareket = Devinim
Aidat = Ödenti
Maaş = Aylık
Pratik = İşlevsel
Akademi = Bilimtay
Sosyoloji = Toplum Bilim
İhtilal = Devrim
Inkılap = Yenilik
İmtiyaz = Ayrıcalık
Moda = Akım
Misafir = Konuk
Tenkit = Eleştiri
Şart = Koşul
Rengarenk = Alaca
İtibar = Saygın/llık
Ekran = Gösterge
Lüzum = Gerekli
Çaba = Emek
Takım = Birlik
Teşebbüs = Girişim
Pazar = Satak
Kalem = Yazak
Mana = Anlam
Etraf = Çevre
Harabe = Yıkıntı
Hücum = Atak/Saldırı
Müdafaa/Defans = Savunma
Sertifika/Diploma = Belge/ Yeterlilik Belgesi
Sekreter/Katip = Yazman ( Artık sık kullanılıyor )
Randevu = Buluşma
Sema = Gökyüzü
Hediye = Ödül
Orijinal = Özgün
Teşekkür = Sağ ol
Coğrafya = Yeryüzü
Mekan = Yer
Selam = Esenlik ( Farsça mı yoksa Türkçe es'mek kökünden mi geliyor günümüzde tartışmalı )
Siyah = Kara
Beyaz = Ak
Kırmızı = Al/Kızıl
Jenerik = Tanıtımlık
Kriter = Ölçüt
Pedagoji = Eğitim bilimi
Hoca = Öğretmen
Talebe = Öğrenci
Mücadele = Uğraşı
Hukuk = Tüze
Meclis = Kurultay
Agresif = Saldırgan
Sandalye/ Koltuk = Oturak
Kalp = Yürek
Cesaretli = Yürekli
Mert = Yiğit
Kampüs = Yerleşke
Hatıra = Anı/msamak
Kombine = Birleşik
Biyografi = Yaşam Öyküsü
Otobiyografi = Öz yaşam öyküsü
Sohbet = Söyleşi
Kamuflaj = Gizleme
Prosedür = İzlek
İfade = Anlatım
Hareket = Devinim
İstihbarat = Bilgi
Kabiliyet = Beceri
Perspektif = Bakış açısı
Haber = Duyum
Periyot = Dönem
Fenomen = Görüngü
Derece = Aşama
Dert = Sıkıntı
İcraat = Uygulama
Kurban = Adak
Esir = Tutsak
Beyanname = Bildirge
Husus = Konu
Mecmua = Dergi
Cenah = Kesim
Akraba = Yakın
Vasıf = Nitelik
Ayan beyan = Açık seçik
Vak'a =Olay
Vasati = Ortalama
Akıl = Us
Skandal/Rezalet = Utanç
Müzakere = Görüşme/Oylaşma
Unsur = Öge
Maalesef = Ne yazık ki
Hal = Durum
Sahip = İye/Koruyucu
Mütareke = Uzlaşma
Tatmin = Doyum
Alim = Bilge
Mesaj = İleti
İdare = Yönetim
İdareci = Yönetici
Teşkilat = Örgüt
Lider = Önder
Taraftar = Yandaş ( Seyirci/ İzleyici )
Asker = Er/Çeri ( Öz Türkçe )
Aile = Oğuş
Baba = Ata
Valide = Ana/Ög ( Ög/ksüz - Anasız )
Sülale = Soy/Sop
Ecdat = Atalar
Mert = Yiğit
Kuvvet = Güç
Problem = Sorun
Mülteci = Sığınmacı
Hicret = Göç
Mevki = Konum/Orun
Mabet = Tapınak
İhtişam = Görkem
Tayyare = Uçak
Petrol = Akaryakıt
Camia = Topluluk
Lakap = Takma ad
Nutuk = Söylev
Eşkal = Görünüş ( Dış )
Hitabet = Konuşma
Keyif = Sevinç
İmtina = Kaçınma
Merdiven = Basamak
İstirahat = Dinlenme
Cahil = Bilgisiz
Taraf = Yön
Kabullenme = Benimseme
Sebep = Neden
Netice = Sonuç
Kayıp = Yitik
Lüks = Gösteriş
Güzergah = Yol boyu
Kültür = Ekin
Otomobil = Araç/Araba
Pilot = Sürücü
Kainat = Uzay/Evren
İşaret = İz/İpucu
Kanun = Yasa
Plan = Tasarı
Festival = Eğlence/Şenlik
Link = Bağlantı
Trend = Eğilim
Tenha = Issız
Zarar = Yıkın
Mütalaa = Değerlendirme
İltimas = Kayırma
Berbat = Korkunç/İğrenç
Zelzele = Deprem
Mukayese = Karşılaştırma
Sempatik = Sevimli
Objektif = Yansız
Deklare = Bildirmek
Galibiyet = Kazanmak
Mağlubiyet = Yenilgi
İkaz = Uyarı
Gıybet = Dedikodu
Laf = Söz
Antipatik = Sevimsiz/İtici
Versiyon = Sürüm
Doküman = Belge
Tebliğ/Anons = Duyuru
Beyan = Açıklama
Has = Özgü
Departman = Bölüm
İmtihan = Sınav
Dükkan = Satış Yeri
Sahil = Kıyı
Çeşme = Kaynak
Tabiat = Doğa

Dipçe:
Aşağıdaki yabancı kökenli sözcükleri Türkçeleştirmeden bütünüyle Türkçe anlam verilerek Türkçe kökenli denilerek kolay biçimde Türkçe sözcük üretilebilir, yapılabilir!..
Konak = Konmaktan türemiş gibi benimsenebilir.
Yalı = Yalamaktan denizin kara kısmındaki evleri ıslatmasından yola çıkarak Türkçe benimsenebilir.
Saray = Sarmaktan türemiş gibi Türkçe benimsenebilir.

Önemli:
Türk Dil Devrimi boşuna mı yapıldı ?
Dilimizi zenginleştiriyor diye savunduğunuz Farsça, Arapça ve Batı dillerinden dilimize giren yabancı kökenli sözcükler yüzünden, Türkçe sözcük ve tümce kullanamıyoruz ya da karşılıklarını yazdığımızda "aman boş ver zenginlik" diye geçiştiriyorsunuz!.. Bu dile yapılan en büyük kötülüktür. Çünkü Türk dilini anlamadan kullanmaya ve ne dediğini anlamamaya yöneltir. Enflasyon_ şeklinde söylendiğinde Türkler bu yabancı kelimenin tam anlamını bilmeden kullanıyor olsa da, alım güçlüğünün artması_ şeklinde Öz Türkçesi aktarıldığında hemen neyden bahsettiğini anlayıp bilerek kullanır. Anlamını bilmeden kullanımına göre kullanılan yabancı kelimelerde, Türklerin o konuyu anlamasını zorlaştırmaktadır. Örneğin enflasyon oranı %30 denildiğinde sıradan bir Türk, bu sözcüğü anlamını bilmeden konuştuğu için inanıp alkışlayabilir. Ancak alım güçlüğünün artış oranı %30'muş denilirse, bir aydan diğer aya oranla bile neredeyse iki üç kat artan ürünlere bakıp bu oranın en az %200'lerde gezdiğini fark ederek "egonomi" çok iyi yeğenim, almanya bizi kıskanıyor diyemeyecektir. Bu yüzden Türklerin bir konuda bilgi sahibi olmasını gerçekten istiyorsak, olabildiğince Öz Türkçe konuşmalıyız. Eğer bu şekilde tam olarak anlamadığımız yabancı kelimeler ile konuşmayı sürdürür isek, Türklerin o konudaki bilgisi asla tam olamayacağından kandırılıp, aldatılmaya uygun olacaklardır. Bu yüzden Türklerin bugün olduğu gibi kandırılmaması ve düşmanına aşık olmaması için, ilkokuldan sonra hiç eğitim almamış birinin bile okuduğundan / dinlediğinde şıp diye anlayacağı düzeyde olabildiğince saf bir Türkçe ile konuşmaya özen göstermeliyiz.

Türk dilinde sonradan kullandığımız ünlü sözcüklerden olan ve ne dediğini bilmeden söylediğiniz "siyaset" Arapça; AT BAKICISI, "Bekir" diye koyduğumuz ad ise Arapça; DEVE YAVRUSU yavrusu, Farsça kız adı olarak kullandığımız "Jülide" ise; DAĞINIK demektir, zamanla kullanım anlamları değiştirmiştir ve genelde yabancı kökenli sözcüklerde olur. Hiç yoktansa yeni türetilen Türkçe sözcüklerde böyle saçma sapan durum bulunmamaktadır. Birde insanlar yeniliklere, yeni sözcüklere; ilkin tepki koyar sonra ise alışmaya, kullanmaya ve uygulamaya başlar. Tabure yerine "oturak" denilmeye başlandığında ilkin tepki oluştu, şimdi ise bol bol kullanıyor!..

Bir dilde ister yeni ister 2000 yıldır yabancı sözcük kullanılsın bu onun kullanılması gerektiği anlamına gelmez, zenginlik ile geçiştirilemez!.. Türkçe yeni sözcük üretebilen varlıklı bir dildir, eğer kullandığın sözcüklerin Türkçe karşılığı yazdıklarımdaki gibi kullanıyorsa yabancı sözcük kullanmanın hiçbir açıklaması yoktur. Örnek; dükkan yerine "satış yeri" ve anahtar yerine "açar" neden komik olsun ? Asıl komik olan senin Türkçe sözcüklere karşı aşırı biçimde yozlaşman yabancı kalman! Toplum yönetimi için insan yönetimi için kullandığın Arapça SİYASET gerçekte AT BAKICISI demek asıl komik olan bu, yani anlamını bile bilmeden yabancı bir sözcüğü kullanman!..
Türkçe sözcüklerimiz varken neden Farsça, Arapça ve Batı dillerinin eş anlamlılarını kullanalım öyle değil mi ? Bu durum; dilimizi bütünüyle yitirmemize ve yozlaşmasına neden olur!..
 
Üst